Yayın Tarihi:Şubat 2010
Yuh Olsun.
Bu satırları sporcu kimliğinin yanısıra çocuğunu büyük emekler harcayıp maddi imkanlarını zorlayarak Antalya’ya spor yarışması için gönderen ancak saçma sapan nedenlerle maça sokulmayan oğlunun acısını yaşayan bir baba olarak yazıyorum. Aynı acıyı bana telefon açıp paylaşan diğer velilerin ve çocuklarının mağduriyeti bu yazıma olduğunca yansıyacak.
25 yıldır bu sporun içindeyim.Yönetimde olduğum dönemlerde ben ve arkadaşlarım(ki bunların içinde bugünki skandala imza atan isimlerde var) Antalya’da yaşanan olayların benzeri ile defalarca karşılaştık ve hepsinede çözüm buluk. Çünkü spor yapmanın çok zor olduğu ülkemizde bu sporu büyük fedakarlılarla yapan sporcular başımızın tacıdır.
Devletine karşı gelmeyen, polise askere taş atmayan, çok zor şartlarda spor yapmaya çalışan, milli olup şanlı bayrağını gönlere çektirmek hayali kuran sporcular bizim geleceğimiz ve aynı zamanda kutsalımızdır. Onları ülkenin içinden geçtiği bu ekonomik krizde tüm imkanlarını zorlayıp spora yönlendiren velileride onlar kadar değerlidir biz spor adamları için.
İşte ben bu gerçeklerle değerlendireceğim Antalya’da yaşanan olayları. Meselenin teknik boyutunu irdelesekte aslında bu konu yukarıdaki gerçeklerden sonra beni,velileri ve sporcuları hiçmi hiç ilgilendirmiyor.
Türkiye Wu shu Federasyonu tarafından 20 ila 25 ocak tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Türkiye Minikler Yıldızlar ve Gençler Sanda ve Taolu Wushu Şampiyonasına 60 ilden 913 sporcu başvurdu.Tüm sporcuların tartılarının yapılmasına rağmen İstanbul’dan katılan 17 kulüp ve 68 sporcunun müsabakalara katılamayacağı bildirildi.Nedeni ise özel olan Wu shu Federasyonu devletin atadığı il temsilcisi Oktay Avcı’yı tanımaması idi.Ancak 17 kulüp de müsabaka listelerini Avcı’ya vermişti. Aslında GSGM il temsilciliği için seçim yapmış ve Oktay Avcı bu seçimi kazanarak göreve gelmişti.
Bu kararı Federasyonun as başkanı Abdurrahman Akyüz,merkez hakem komitesi ve teknik kurulun aldığını basına açıkladı.Hakem komitesinin başında Kemal Yolcu Teknik komitenin başında ise Akif İnci bulunuyordu.
Kısaca sorun, Gençlik Spor İl Müdürlüğü ve özel federasyonlar arasındaki il temsilcisi ve yetki sorunu idi. Yani Wu shu federasyonu ile gençlik spor müdürlüğünün arasında yaşanan yetki tartışması. İşte sorun bu kadar basit.
Bu yetki tartışmasına kurban olarak seçilenler ise, aylardan bu yana derslerinden istirahatlarından ve tatillerinden fedakarlık yapan daha onsekizini doldurmamış sporcu gençler. Aynı zamanda bu çocukların salon aidatı, imtihan parası, kıyafet ücreti vb. tüm masraflarını karşılayıp İstanbul’dan Antalya’ya gidiş geliş, kimi uçakla kimi karayolu ile gönderen, Şampiyona süresince konaklama, yemek vb. masrafları piyasaların dibe vurduğu bu dönemde borç harç temin eden veliler.
İşte beyler gerçek budur gerisi hikaye.
Kimi kandırıyorsunuz resmi prosedür zırvalarıyla. Ben ne saçma prosedür ve kanunların iyi niyet amacı ile çiğnendiğini gördüm bu camiada.
Kendi kişisel egolarınız, kraldan kralcı tavırlarınız, hak etmediğiniz koltukları doldurmanızdır bu işi bu noktaya getiren.
Teknik komite başkanı Akif İnci’yi bizzat telefonla arayıp bu çocukları mağdur etmemelerini bunun kendi iradelerinde olduğunu söyleyerek adeta yalvardım. Onların büyük emeklerle oraya mücadele etmeye geldiklerini ailelerinin çok güç şartlarla gönderdiklerini söyledim.
Cevabı ne oldu biliyor musunuz “ bunun hesabını gidip hocalarına sorsunlar. Onlar her istediklerini yapacaklarını zannediyorlar hadi görelim bakalım yapabiliyorlar mı”
Ben ise “bu kişisel sorununuzun bedelini sporcular ödemesin antrenörleri verin disiplin kuruluna hata yaptılarsa cezasını çeksinler” dedim.
El cevap”yapabileceğim hiçbir şey yok. Sendende özür dilerim”
Son sözüm sanırım tüm duygusuz vicdanları dize getirecek nitelikte idi “ eğer cesaretiniz varsa o özrü mağdur ettiğiniz sporcuları karşınıza alarak yapın ve gözlerindeki hüznü yine cesaretiniz varsa görün”
Yine aynı isim maçların sona erdiği akşam otelin lobisinde as başkanına mağdur edilen sporcularla ilgili şu sözleri sarf ediyordu. (orada bulunan iki antrenör ve hakem arkadaşımız olayın canlı şahididir) “reklamın iyisi kötüsü olmaz başkanım, boş ver iyi reklam yaptık”
Merkez hakem komitesi başkanı Kemal Yolcu ise kendi Internet sitesi karakuşak.net’de Türk Wu shu tarihinde görülmemiş bu skandal ve hakkı gasp edilen sporcular için için şu garip cümleleri kullanıyordu. “ kişilerin kurallara uymaması ve yasal bilgilerden yoksun olmaları yanlış yönlendirilmeleri nedeni ile meydana gelen olaylar ” yani bu kadar basit. 67 gencin ve ailelerinin manevi yıkılışlarının nedeni işte bu.
Asbaşkan Aburrahman Akyüz yaptığı açıklamada “ bu müsabakaya katılımın oldukça yüksek olmasını sevindirici olarak karşıladığını ve Wu shu branşını okullara yaymaya çalışacaklarını “ söyledi.
Antalya’dan dönüp “ baba ben artık Wu shu yapmak istemiyorum” diyen oğluma Akyüz’ün açıklaması ne olur onu merak ediyorum. Merak ediyorum bu nasıl bir zihniyettir.Bu 67 sporcu Wu shu federasyonun lisanslı sporcuları değiller midir. Federasyon kendi sporcusuna bu zulmü nasıl layık görür nasıl onları mağdur eder.
Federasyon başkanı Ebubekir Hocaoğlu’na tüm çabalarıma rağmen ulaşamadım. Hiçbir telefon aramasına cevap vermedi. Mesaj yazarak derdimizi anlatmaya çalıştık ama nafile. Turnuva tarihinde Antalya’da olmasına rağmen olaya el koymaması ise tam bir muamma.Bravo başkanım demek ki sporcularınız sizin için bu kadar kıymetli imiş.
Gelişen tüm skandal olaylara GSGM ve Spor bakanlığı müfettişleri el koyması ve soruşturma başlatması tek tesellimiz. Tabiî ki bu olayın mağdurları yetkililerden davacı olmaya da hazırlanıyor. Hakkımızın bir kısmı Allahın huzurunda ki mahkemeye kalsada Yüce Türk adaletinde de sorumlulardan hesap sorulacağına inanıyorum.
Özet olarak Kurul başkanı ile telefon görüşmem sarf edilen sözler, yazılar zannediyorum her şeyi açıklıyor. Tam 67 sporcuyu gözlerini kırpmadan harcayabilen bir zihniyet, onların spor geleceğine acımasızca darbe vuran insaniyet ve spor adamlığından zerre nasip almayanlar, bu kararı alanlara ses çıkarmayan ya da çıkaramayan bol danlı ve kademeli güya Türk Wu shu antrenörleri, hakemleri, çocuğunu spor yapması için destekleyen bir baba olarak hepinize son sözüm YUH OLSUN.
Not: Antalya da yaşanan skandal ile ilgili Yuh olsun başlıklı köşe yazımın turkdosport okuyucuları ve Wu shu severler tarafından büyük ilgi ile karşılanmıştır.
Antrenör,sporcu ve velilerden aldığım tebrik ile teşekkür içeren telefon ve mailler vede verilen destek için tüm okuyucularımıza teşekkür ediyorum.
Bu yazı içeriğinde de mevcut olduğu gibi orada mağdur edilen sporcular ve içlerinde benimde olduğum velilerinin hakkını kamuoyuna duyuran ve takipçisi olan bir metindir. Şahsım olarak ne kimsenin tarafı nede muhalifiyim. Taraf olduğum konu ise, zor imkanlarla gayeleri sadece spor yapmak olan ancak kişisel çıkarlar uğruna hakları gasp edilen sporcuların haklarıdır.
Keşke hiç olmasaydı temennisi ile gerçekleşen bu üzücü olayın sorumluları devam etmekte olan soruşturma sonucu elbette ortaya çıkacaktır.
Wu shu federasyonu başkanı SN.Ebubekir Hocaoğlu 01,02,2010 tarihinde telefon ile beni arayarak, yazımda kendisi ile ilgili geçen “Turnuva tarihinde Antalya’da olmasına rağmen” bölümü için bilgilendirme yapmıştır.
O tarihte Antalya’da olmadığını ve babasının rahatsızlığı ile ilgilendiğini belirtmiştir.
Ayrıca gelişen hadiseler için oldukça üzgün olduğunu ve olay günü orada olsaydı tüm riskleri üstlenerek sporcuları müsabakalara alacağını belirtmiştir.
Ayhan Kısrure.