Sanguchi Eski ve öz Türkçe'de(Orta Asya Türkçesinde) “savaşan ve mücadele eden kişi” demektir
Sangu-Chi Felsefesi
Dövüş sanatlarının özünde, insanın kendisi veya bir rakip ile mücadelede kullandığı ayrıntılı unsurlar vardır. Do sporları; bu öz çevresinde gelişir, çeşitlenir ve büyür. Sangu chi bu büyüklük içinde kendine özgü bir disiplindir.
Sangu chi’yi satranç oyunundaki mücadele akışıyla anlatabiliriz: Oyun boyunca her ne kadar önceden planlanmış hamleler akılda tutulsa da, rakibin hareketlerine karşı aklın izleyeceği yol anlık çözümler doğrultusunda olacaktır. Sangu chi’ de dövüşün tüm olası pozisyonlarına karşılık teknikler vardır fakat Sangu chi dövüş anında tüm kalıpları reddedip, ana en özgür ve doğru refleksle cevap verebilmeyi temel edinir.Anında karşılık verebilme refleksine sahip olmayı ve bir türlü doğaçlama yapmayı hedefler.
Diğer bir deyişle, Sangu chi sınırsız dövüşmektir, gereksiz ön hareketleri ve kalıpları ortadan kaldırarak. Teknikler, içerdiği tüm dekoratif unsurlardan hafifletilmiştir. Sonuca varmak için tüm kurgular gerçekçi düşünülmüştür. Çünkü; belli kavramların, prensiplerin ve sabitleştirilmiş tekniklerin çok kere provalaşmasının; rakibin uygulayabileceği gelişi güzel bir harekete karşı başarılı olma olasılığı çok azdır. Bu hareket karşısında hafızada yüklü bulunan hareketlerin uygunluğu tartılırken ve uygunsuzluğu anlaşılırken (!) rakibe karşı epey zaman kaybedilecektir. Dövüşürken, bir salisenin bir ömür hatrı olduğunu düşünülürse bir de.
Sangu chi’de öğretilen tüm bağımsız hareketlerin bilinçli bir bütünlük oluşturabilmesi için düzenli çalışmaların üstünde öğrencinin ruhundaki savaşkanlığa kulak kesilmesi gerekmektedir. Tıpkı Bruce Lee’nin dediği gibi “İnsana kendinden başkası yardım edemez. Gerçek, her insanın kendi içindeki ruhtadır. Gerçeği arıyorsanız, dışa bakmakla değil, içe bakmakla bulabilirsiniz” . Sangu chi, insanın köklü savaşma yeteneğini gün ışığına çıkarır.
Metodsal Çalışma
Durağan ve haraketli teknik kombinasyonları, bir egzersiz düzeniyle birlikte çalışılmaktadır. Buna alt yapı çalışması denir. Ancak bu çalışma, dövüşte kullanılacak kombinasyonları içermez, sadece doğru refleks gösterebilme antrenmanıdır.
Dövüşün fiziksel ve psikolojik sürecine göre değişebilen hücum ve savunma teknikleri, Sangu chi öğrenicisini dinamik kombinasyon teorileri uygulamaya zorlamakta, alıştırmaktadır. Bu nedenle antrenman disiplininde periyodik egzersiz ve teknik çalışmaları bulunmamaktadır. Daha çok birbirinden farklı, kopuk, sırasız tekniklerin çalışması yapılır.
Antrenman kondisyon ve kültür fizik hareketleriyle başlar. Öğrencinin o günkü durumuna göre bu egzersizin yoğunluğu Sifu tarafından belirlenir. Diğer hareketlerde olduğu gibi kültür fizik hareketlerinde de bir sıralama ve kısıt yoktur. Yeterli esnemeden sonra karma teknikler, kombinasyonlarla antrenman sürer. Sadece yeni sporcular için temel oluşturması bakımından, kalıpsal çalışmalar yapılır.
Diğer Sistemlerden Farkı
Sangu chi puan sistemine bağlı herhangi bir yarışma bölümü olmadığından, özgür egzersiz ve tekniklerden oluşmaktadır. Bir yarışma bölümü bulunmadığı halde, bu stili çalışmış kimseler her Uzakdoğu branşında yapılan şampiyonalara katılabilecek cesarete ve yeteneğe sahip olurlar. Çünkü bir sangu chi dövüşçüsü, her rakibe ve her sisteme karşı net sonuca giden, kurgusuz dövüş tekniklerini üretip uygulayabilir.
Sangu-Chi İdeolojisi
Savaşmak, varoluşumuzun ana refleksidir. Savaş ve dövüş sanatlarının uzandığı derin tarih bizi şaşırtmamalıdır bu sebeple. Bu sanatlar, Uzakdoğu’da doğmuş, büyümüş, yaşamış ve yaşamıştır. Dünyaya buradan yayılmıştır.
Kung-fu bu sanatların atasıdır. Fakat; Çin topraklarında, dinsel prensiplerle sistemleşmiş kung-fu tarihini Türklerden ayrı düşünmek imkansızdır. O dönemlerde iki milletin aynı coğrafyayı paylaşamadığı(!) düşünülürse hele.
Türk tarihinde savaşmak hep en ileri düzeyde var olmuştur. Bu kung-fu’nun şekillenmesinde de önemli etken olmuştur. Sangu chi’nin fikir yapıtaşı budur. Sangu chi bu tarihten güç alarak, geleceğinin ufkunu aydın kılmalıdır.
|